15 Eylül 2009 Salı

hiç

Uzaktan gırnatanın sesi geldi. İnce, hüzünlü, cambaz ipinde heyecanlı, sedirdeki ölü kadar sessiz, beyaz tende yuvarlandı; o canlı, sarıya çalan, buğday kokulu, terli damlalarına sarılıp iç geçirdiğimizdi. Sesler ardı sıra koşup, zıpladı. Titreyip yükseldi. Alçaldı. İkindi vakti minareye dokundu; bodur çamlara, açık pencerelere, depremden korkan çocuklara karıştı. Kediler huysuzlandı. Arka ayaklarını toprağa batırıp eşindiler; sırtları kabardı, yay oldular, kulakları ve diş etleri geriye çekildi. Gırnatanın körüğü incecik çatlaklardan sızıp evlere girdi. Doğduğumuz, seviştiğimiz, dövüştüğümüz, ağladığımız evlere giriverdi. Pis su borularından yeniden derelere, derelerden denize aktı. Orada boz bulanık suda yüzen eski arkadaşlarını buldu. Yükseldiler hep beraber de vapurun birine takıldılar. Martı dedikleri huysuzlandı. Ürktü, sövdü. Kıçtan kovaladı onları vapurun ışığı tükenene kadar. Sesler sıçradı Kordon’a doğru. Erişemedi taşlara. Denizin üzerinde kayrak taş gibi sekti. Hop, bir takla, iki takla, üç… Elektrik direğinin demirinde fırıldak gibi döndü. Palmiyeden bozma kuru ağaca çarpıp kucağıma düştü.

Kolum, kanadım kırıktı benim.

İnsan hiç babasını gömer mi?

Metre metre beyaza sarılmış bedenini kollarına alıp çukura indirir mi?

Dualar, dualar, kalabalık, sıcak…

“Emir Allahın.”

“Çöz baş ipini, çöz ayak ipini. Oğlum yasla şöyle, hah yavaşça. Tamam, mertekler geliyor. Hadi sen çık artık...”

“Rabbe Cebrâile ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile. Yâ Bedî’as-semâvâti vel-ard. Yâ Zelcelâli vel-ikrâm…”

Böyle bir dünya olur mu?

Nasıl dönecek babasız şimdi bu tekerlek?

Korkar adam.

Üstüne üstüne gelir her şey.

Parasızlık, arkasızlık. Direği yıkılmış bir ev.

Anan ölse bağıra bağıra ağlarsın.

Baban gidince şöyle okkalı bir lokma boğazında. Ağır, kuru, demirden de soğuk.

Adamın babası ölür mü?

Ölmez!

Bunu da görür mü insan?

Görmez!

Yuh, o zaman böyle dünyaya.

Daha beraber aldığımız yağ tenekesi duruyor mutfakta. Masanın altında Birincisini buldum bu sabah. Devrilmiş de düşüvermiş. Ya da gece uyanıp ter içinde, vurduydum yumruğumu tahtaya, o zaman yıkılmıştır gerisin geri.

Daha duvarda duruyor askerde çektirdiği fotoğraf.

Yanında yoldaşı Pişici Halil.

Halil Amca’nın mezarı eski mahallede kaldı. Taşı da eskimiştir şimdi. Belki yan yatmıştır.
Babamın taşı bile yok. Seneyi devriyesi gelecekmiş en azından. Mezar çöküp oturacakmış.

Olmaz, böyle olmaz!

Hayatta bir başına kalınmaz.

Dayak yer adam. Aç kalır, beceremez bir şeyi babasız.

Sesler kanat çırpıp havalandı üzerimde. Döndüler bir. Gırnatacı Selim’in sesleri boyun kırıp dolandılar. Belki Pişici Halil’in yanı başına giderler. Gitsinler.

Ama babam ölmesin.

Gırnatacı Selim ölmesin.

İnsanın babası ölür mü hiç!


Ahmet Büke / 14 Eylül 09

6 yorum:

ahmet h. erkan dedi ki...

bugünlerde nereye baksam ölüm. şarkıda, şiirde, yazıda. ölüm insanın elini kolunu bağlıyor, çaresiziz ve anlamsız.

bucera dedi ki...

Ölmez mi?
Ölür hem de öyle bie ölür ki.....
Şaşarsın aldığın her nefese
Kızarsın atan kalbine
Lal olsun istersin dillerin
Konuştuysan güldüysen baban ölünce...

Reşo dedi ki...

Sesi buralara da geldi. Yutkundum.

dostlar beni hatırlasın dedi ki...

Ölüm soğuk, ölüm uzak gibi görünsede yakın. Ölüm sessiz çığlık.

jelya dedi ki...

Evet ya, insanın babası ölüyormuş. Hem de ansızın, hiç beklenmedik bir anda...

Bir kendisi bilerek öleceğini çocuklarını topluyor evine. "Hepsi sever" diye açtırdığı mantıyı kendi elleriyle kapatıyor tek tek. Her zaman yaptığı gibi titizlikle yıkadığı en küçük bozuk parayı mantılardan birinin içine koyduktan sonra itinayla kapatıyor. Kime çıkarsa bozuk para çok sevinecek o sözde. (Daha önceden, mantıdaki parayı bulanlardan sevinenler olmamış değildi gerçi.)

Çok az yediği halde babama çıkıyor bu defa para.

"Tatlıyı teraviden sonra yerim ben" diyor giderken.

Bir kaç saat sonra bu defa hastanede topluyor bizi. Beyin ölümü gerçekleşmiş ama kalp atıyor hâlâ;"kalbimdesiniz" der gibi...

Ve sanırım babasını toprağa verdiği gün çocukluğunu da aynı mezara gömüyor insan. Birden büyüyor çünkü.

Adsız dedi ki...

www.ahmetbuke.com web siteniz hayırlı olsun. çok güzel olmuş.