20 Mayıs 2009 Çarşamba

sarı rüya defteri 1-2

kurguyu vurdular.
mezarlıkbaşında uzun bir çeşmenin mermerine yaslanmış da kalmış. dudağında kan izi.
gürçeşmenin bütün esmerleri gelip mum dikti başında.
"ölmeseydi izmirin en yakışıklı hikâyesi olacaktı," dediler.
böyle de ölünmez ki. üç satırın tam ortasında.

****

mahallenin girişindeki ihtiyar palmiyenin taşakları çıktı!

ben inanmadım tabii. ama ayazağa teyze ısrarla kapımı çaldı.açmayınca pencereyi taşladı. sonunda bisikletimin ön tekerleğini tığıyla delik deşik etmesine dayanamadım. perdeyi çektim.

"yemin ederim. nah şu kadar tüylü, esmer taşakları var."

mucid dede yolun altındaki kapısından çıktı.

"hanım, hanım! ayıptır. bari husye deyiniz."

"ay sana da husyene de şimdi. kafam kadar, diyorum. patlasa mahalle pekmeze batar."

mucid dede duramadı daha fazla. evine geri çekildi.

konu komşu birikti. hep beraber sokağın başına doğru yürüyüp kayboldular.

ne olacak bu insanların hali? yoksulluktan delirdiler toptan. yalın ayak çocuk sürüsü seyirti arkalarından.

"taşaklı palmiyee, sadece bizdeee"

mucid dedenin uzun, kirli siyah mutfak bacası dumanlar içinde havalandı.

fakir bir füze daha mahalleden ayrılıp ay yörügesine doğru koptu gitti.

Hiç yorum yok: