5 Ekim 2008 Pazar

vesikalıklar_1

Nenem öldü. Helvasını yaptılar. Güliz Teyze kollarını sıvayıp hamurun başına geçti. Beyaz lokma toplarını avuçlarında sıkıp fışkıran fazlalıkların göğsünü açtı. Halka halka kızgın yağa bıraktı usulca.
***

Kocaman, taşlanmış, yorulmuş, güngörmüş de solmuş camparçası buldum. Kirli sarı avuçlarım kadar büyük. İki gözümün önüne getirip dünyaya baktım. "Artık her şey böyle olacak," dedim.

Bakkal İbram Amca böyle, dükkânının önündeki kırık limon kasaları böyle, Nermin Ablanın bacakları ve astığı çamaşırları böyle.

Bütün dünyayı sarıya boyadım. Önüme düşüp yalvarırlarsa belki vazgeçebilirim bu aşkımdan. İki avucumdan daha büyük cam parçam.

***

Göbek Apartmanı bitti. Sokağın sonundaki evi yıkıp yaptılar. Annem babama bakıp gülüyor günlerdir. İlk taşınanı merak ediyoruz ailecek. Pes kuzusu gibi komşularımız olacakmış, öyle diyor babam. Büyük demir kapının üzerine parlak harflerle yazdılar: "Göbek Apartmanı. Yapılışı 1980"

"Allah da sizi güldürsün," dedi babam rakısına buz katarken balkonda. Kadehten iki damla sıçradı muşamba örtüsüne. Kimseler bakmazken parmağımı dokundurup emdim. Annem kızartmanın üzerine domates sosunu döktü içeride. Kokusu içime doldu.

Hiç yorum yok: