31 Mayıs 2008 Cumartesi

sonsuz gidiş ve gelişte

yalnız bir oğlan öldü uzun sokakta. bütün mahalle toplanıp gömdük. köşedeki kahveye gittik sonra. ellerim toprak kokuyor. çam dalları sarılmış ayaklarıma.

bütün öykülere kuyruk takıp uçurmuşlar sahilde. say say bitmiyor. gökyüzü uçurtma yürekli kelimelerle dolu.

yalnız oğlana çok vurmuşlar. ayak tabanları hâlâ kanıyordu. kefen lekelendi ucundan. çukurda ellerime bulaştı güneşin çiziği.

uzun sokakta ölen isyancı. kalbinin hizasında kitap bulmuşlar. sayfaları karmakarışık.


uçurtmalardan birine onun adını verdim. en yükseğe çıkıp ipini koparmasını diledim.


korku yok artık oğlum/acı yok / yarına dek uyumana dön/ toprağın kokuyor parmak uçlarım.


avuçları kınalı ay

avuçları kanlı adam
avuçları aynalı kadınlar

hepimiz görebiliriz iki ayna arasında vurulan ölü kırlangıç sürüsünü

sularını bırakıp kayboldular zehrin şehrinde

Hiç yorum yok: