18 Nisan 2008 Cuma

doğum

Mavi beyaz kuş göründü evlerin üzerinde. Televizyon antenlerine kondu. Eski çatıya uçtu. Uzun boylular arasında sıkışmış, ikinci katının pencerelerinde yangın izi olan evin çatısına dikti gözlerini.

Ahlaksız karga durdurdu onu. Kırık uçlu gagasıyla tehditler savurdu. Pençelerini gösterip “Gelme! Sakın,” dedi.

Mavi beyaz kuş, kâhin kanatlarını çırptı.

“Açlık geliyor denizden. Denizanaları kursağında biriktirdi. Suyun düğmeleri çözük. Karnında ıslaklık. Açlık geliyor derinden. Kumları kaldırarak. Ölü denizcilerin ruhlarını sandığına dürdü alnı parlayan katil.”

“Sakın! Çabuk git geldiğin yere.”

Bacaklarımı hissettim ne zaman sonra. Dizlerimi karnıma çektim. İki damla kan damladı avcuma. Beni hapseden dolapların arasından sızan ışık karanlığı kovmuştu. Ah aydınlık. Uçak mı geçti şimdi? Konuşanlar var ileride. Birisi elini uzattı delikten. Ben dokununca korktu, çekti.

“Burada birisi var. İnsan var,” diye bağırdı.

Koştular. Ayak seslerini duydum.

“Canlı mı?”

Demir çubuklar kırıkları iyice ufaladı. Toza bulandı etrafım. Kemikli ve tüylü bir el yine uzandı. Tiksindim. Sustum. Sustum. Kimse alamaz beni yuvamdan.

“Tamam, geçti artık. Kurtardık seni.”

Sardılar, sarmaladılar. Gökyüzünü açtılar yeniden üzerime.

Mavi beyaz kuş. Ters yüz olmuş çatılara kondu birer birer. Kargayı aradım. Bulamadım.

“Ölüyor muyum?” dedim.

Başını salladı.

Mavi beyaz kuş.


a.b /18 nisan

Hiç yorum yok: