19 Mart 2008 Çarşamba

Gurabahane-i Laklakan ve Stan ve Hardy

"Bursa'da sahaflar çarşısı'nın ortasında bir meydan var. Bu meydan malul hayvanların düşkünler yurdudur. Kanadı, bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar halkın sadakası ile yaşarlar.” Ahmet Haşim

Biz ailecek gülerdik onlara. Maaile. Dedem katarak bakışlarıyla televizyona doğru eğilirdi. Sıskayla şişko. Fakir, sarsak ve şaşkın ağabeylerim benim. Kaçar, kovalarlar, bindikleri arabayı yanlışlıkla parçalarlar, çöpten ekmek yerken pati de yerler. Polis hep enselerinde boza pişirir. Kadınsız ve parasızdırlar.

Yıllar sonra Stan Laurel’in fotoğrafının altında şu yazıyı okumuştum bir dergide: “Eğer cenazemde ağlarsanız, sizle asla konuşmam.”

İki yaralı leylek gibi geçtiler bu dünyanın göklerinden.

Osvaldo Soriano “Hollywood Paranoyası” isimli siyasi polisiye romanında onlardan bahseder. Sadece onlardan değil elbette. McCarthy Amerikası’nda kaynatılan cadı kazanlarını üfleyen Hollywood paranoyasında boy gösteren Chaplin, John Wayne, Jerry Lewis ve Jane Fonda da boy gösterir anlatıda.


Kitap, ihtiyar Stan Laurel’in ofisinde pinekleyen başarısız dedektif Philip Marlowe’in kapısını çalmasıyla başlar. Stan, kendi yarısı saydığı Oliver Hardy’i kaybetmiş ve yaşlanmıştır. Herkesin refah içinde yaşadığını düşündüğü eski aktör sıfırı tüketmek üzeredir. Çünkü Hollywood’un bütün kapıları birer birer suratına kapanmaktadır. Çare olarak kendisi gibi beş parasız Marlowe başvurur ve günde 40 dolar artı masraflar karşılığında neden kimsenin ona iş vermediğini araştırmasını ister.


“Ve olaylar gelişir…”

Kitabın yazarını tanıyınca insan, işte başka bir yaralı leylek diye geçiriyor içinden. Eduardo Galeano onun için ne yazmış: “Başlangıç ritüelinin bir gerçeği olarak, pek çokları gibi Soriano da edebi hayatına polisiye romanın ve dünya sinemasının ustalarına saygısını sunarak başlar. Bu kişiler topu kaybetmeye mahkûm insanlardır. Soriano, bu kitapta yer alan Charlie Chaplin, John Wayne gibi başarı öykülerini yutamaz, kendini mahvolmaya, yalnızlığı ve unutulmaya mahkûm insanlarla özdeşleştirir. Onlara, yani kaybetmek için doğanlara yazmıştır bu kitabı. Zaten sonra kendisi de kaybedecektir. Romanını Casa de Las Americas’ın yarışmasına gönderir ve ödül mödül alamaz! Ariel Dorfman ona oy verir, ama azınlıkta kalır, ödül jürisinin çoğu oylarını bir başkasına layık görür.”

“Seni güldürmeyen hiçbir şeyi ciddiye alma,” diyen yazarın uçurduğu yaralı leylekleri diğerleriyle birlikte sevecek sıcak kucağı olanlar için birebir bir kitap.

Hollywood Paranoyası, Osvaldo Soriano, Agora Ki
taplığı, 2004

Hiç yorum yok: