20 Mart 2008 Perşembe

benim çilek reçelim

Duvarlar, yatak örtüleri, perdeler, pencereden görünen gökyüzü, ortalıkta dolanıp koşturan insanlar heeep bembeyaz. Sanki yaşamı başlatan, sabırla devam ettiren ve insanoğlunu bin bir ızdırap ve mutlulukla dolu hayata bağlayan tılsım bu kelimenin içinde hapsolmuş. Acıkmanın, çiş etmenin, sırtını kaşımanın, bulmaca çözerken soldan sağa başlamanın, haşlama patatesi çatalla ikiye ayırmanın, kaşınan kıç çatalının verdiği hazzın yani akla gelen her nanenin özünde yatan bu renk işte. Hatta yere düşmüş kırıntıları steril tabana rağmen taşıyan karıncalar bile bunun farkında. Gece cama yapışıp döne döne ölen kelebekler neden kısacık ömürlerini böyle heba ediyorlar ki, elbette beyazın cazibesi yüzünden. Ya yan yataktaki daha düne kadar oflaya puflaya uyuyan emekli büyükelçinin üzerini neden beyaz çarşafla örttüler?

Hiç yorum yok: