9 Şubat 2008 Cumartesi

çok bronşitim ben

Karanlık iniyor. Islak Cumartesi. Yağmurla hangi memur ilgileniyor? Bakar mısınız? Siz kedi seven hanımefendi. Size söylüyorum. Tacınızda kuş taşıyorsunuz. Çok ağlayasım var. Çok kötüyüm çünkü. Hiç çocuk öldürmedim. Kimseye de su sıçratmadım. Beni fizik dersinden kovdular. Gevrek yiyordum Arap Fırını’nın önünde. Sizi görür görmez susamlarımı düşürdüm. Avucumda biriktirmiştim ve votkalı nar suyuyla içecektim. Çok kötüyüm ben. Çünkü on yedi çocuğum ve iki bulutum var. Bulutlar kirli. Şaraphane'den aldım onları. Bacaya takılmışlar. Anason dokunmuş birisinin boğazına. Para bile istemediler. İşte bu haldeyken size vuruluverdim. Havra Sokağı'nda boğazımı kestirmeye uğraştım. Çinekop akını varmış, kimse bakmadı yüzüme. Sizi, unutmayı bıçaklayacak kadar sevivermişim. Evet, eve bile atasınız yok beni. Tırnaklarım kirli çünkü. Üstelik mavi bir içlik giyiyorum. Çok bronşitim ben. Tam doğduğum yüzyıldan beri. Annem utanmış darı yapraklarına sarmış bedenimi. Tanrı ne zaman öfkelense okunmamış kitapları için, hasta oluveriyorum. Kim sorumlu bu soğuk yağmurdan?

Siz, parmağında kuş seven hanımefendi. Beni öldürür müsünüz, rica etsem.

3 yorum:

):--:( dedi ki...

Parmağında kuş seven hanımefendiler sanki öldürmez süründürürler.

ilvana dedi ki...

Merhaba ben kedi seven hanımefendi, büke, döverim seni!

Guzin dedi ki...

nedenini bilmiyorum, yani tam olarak anlayamadım ama bu yazı bana acayip çok fazla arkadaş özger'i hatırlattı.
ben bu kısa yazılarını çok beğendim sessizciim.