10 Şubat 2008 Pazar

geçen yıldı en son yaşadığım

Soğuk Pazar. Gözlerimi bağlayıp götürdüler. Birisi kulağıma fısıldıyor. “Şimdi rahmetli İsmet Paşa’nın doğduğu evin önünden geçiyoruz.” Korkmuyorum çünkü geçen yıl ölmüştüm. Büyük bir masanın önüne oturdum. Çözdüler gözbağımı. Zeki Müren’den şarkılar dinliyoruz. Ölü Çocuklar Cemiyeti adına getirmişler beni. Zekayi Amca’yı Eşrefpaşa meyhanesinden tanıyorum. Oğlunu faşistler kaçırmış. Sevgilisiyle Susuz Dede’ye çıkıyormuş. Bileğini burup yere yıkmışlar. Tuzla’da çıkmış çocuk on gün sonra. Gözleri tuz dolu. Ağzında karanfil. Rakıdan sonra karanfil istemezdi Zekayi Amca. Mevsimiyse Karaburun nergisi alırdık yanımıza. Tam karşımda bir kadın oturuyor. Anlamıyorum dediklerini. Bilmediğim bir dilde konuşuyor. Elleriyle yüksek dağlar, derin ormanlar çiziyor. Çığ olup yıkılıyor gözleri. Ardından soğuk pınarlar gibi titriyor. “Burada, burada,” diyor sanki sinesine vururken. Avuçlarını kulaklarına yaklaştırıp uzaydan gelen sesleri dinliyor. Onlar çay içiyor. Hep bir Zeki Müren dinliyoruz. Gözüm kapıda. Babam ha geldi, ha gelecek. Korkmuyorum. Çünkü yıl oldu öleli.

Hiç yorum yok: