15 Şubat 2008 Cuma

evet, üyesiyim amele birliğinin

Salyangoz Birliği kuruldu. Şan ve şöhret çanları çaldı sokakta. Kimse kimseyi öptü iki kez yanaktan, bir de alından ve utanmadılar. Son sigarasını söndürdü herkes. Tansiyon hapları döküldü denize. Süvariler koşum takımlarını satıp kadına gittiler. Savaş bitti, hayat geriye döndü. Gözüm seğiriyor sayın savcı. Sorgumun ertelenmesini talep ediyorum. Ya da tart edin beni salondan. Yağmur faş edildi büyük makam tarafından. Ve salyangoz arkadaşlar şu anda ipi göğüsleyip ortalığa çıktılar. Islak topraktan kaçma derdinler galiba. Duvarlarda ve pervazlara yakın oturma odasını andıran küçük çukurlarda toplandılar. Sonunda utanmaz bir kalabalığa döndüler sokakta; ellerinde sopalı küfürler ve çivili yağma emirleriyle komşularımızı, öz be öz buralıları ama ürkek bir ıslık gibi yaşayanları aslında çok korktukları için vurdular utanmadan. Dışarlıklılar geliyor. Kırk yıllık salyangozlar yeniliyor. Yağmur nelere mal oldu sayın savcı? Şimdi biz kahvede oturan bir bölük işsiz adam uzayan sakallarımızı saklayıp olanları izliyoruz. Hepimiz bekliyoruz üstü açık bir araba.

“Kum çekilecek abiler. Sırtta briket taşınacak. Sonra kanal eşilecek Allahın izniyle.”

İşsizlik ekşi şarap gibi. Ucuzdan hayalleniyor insan. Salyangoz savaşları başlıyor baktığın yerde. Biz beş kişi kaldık geride. Üçümüzü çıra yarmaya, ikimizi de lagar açmaya aldılar.

Beş adam ve mahalli salyangozlar kaldı. Yağmur yağınca çıktı dışarlıklılar topraktan ve eskileri kabuklarından itip en kuru yerlere tırmandılar.

Sayın savcı, evet amele birliğine üyeyim hem de gönülden. Ve çok kalabalığız biz ve salyangozlar.

Hiç yorum yok: