6 Ocak 2008 Pazar

Zemin katlarda verdiğimiz hayatlar

Baki Koşar, ya da "Dicle'nin gözyaşları" mı demeliyim, bir bahar ikindisi gibi gelip geçti ömrümüzden. Yaşamının son günlerinde cinsel tercihleri nedeniyle cinayete kurban gidenleri anlatan dosyayı hazırlıyordu. Delik deşik edilmiş, itilmiş, aşağılanmış bir coğrafyadan gelip yine çiğnenip tükürülmüşleri anlatarak yaşama veda etti.

Koşar, aynı zamanda "dicleningozyaslari" ismiyle Ekşi Sözlük yazarıymış ve bakın ilk girişinde neler yazmış:

zemin kattan atlayarak intihar etmek "başladığı noktaya geri dönmek" bile değil; cezbeye tutulmuş bir mevlevi dervişi gibi kendi ekseni etrafında dönüp durmak, dönüp durmak, dönüp durmak... bir ceymis coys kahramanı, bir oğuz atay karakteri gibi... hayatta, dünyada kendisine hiçbir biçimde şans tanınmamış, kendisine hiçbir şey için asla "izin verilmemiş"lerin, "hayata erken atılan her tutunamayan gibi", hayattan da "erken atılan"ların hüzünlü, yanık türküsü... hiçbir zaman basamak atlamasına izin verilmediği için "intiharı"nı bile ancak bulunduğu basamaktan atlayarak gerçekleştirmeye mahkum edilmişlerin yaralı baladı... ve sonra bekârlara, yalnızlara, tutunamayanlara has o ekşimtrak, o kesif, o acıtıcı zemin kat kokusu...

zemin katta yaşamak; ölmek için intiharı seçerken bile kaçınılmaz bir yazgıyı bir kez daha düşürürür önüne koyu, mat, boz bulanık, puslu iç acıtan bakışların...

İzmir'le ilgili de şunları yazmış:

baki koşar'ın "kader otelinde bir aşk cinayeti" adlı öykü kitabına adını veren öykünün başladığı ve bittiği şehir... basmane tren garı'nda başlayan öykü, aynı semtte "kader palas" isimli beşinci sınıf bir otelin resepsiyonisti, burada işlenen tutkulu bir aşk cinayeti, fonda ise baştan sona izmir semtleri, izmir kültürü, izmir atmosferi; boyoz, gevrek, turşu suyu, dario moreno şarkıları, asansör binası, ceneviz meyhanesi, fuar, yağmur, ilk kurşun anıtı... eski siyah beyaz türk filmlerine göndermelerle örülü, o filmleri izleyerek büyümüş yalnız ve aykırı bir "sonradan izmirli"nin sarsıcı öyküsüdür...

Dicle'nin gözyaşlarıyla Gediz'in gözyaşlar arasında ne fark var ki? Hepsi de bu topraklar için bu topraklara gömülen ama dev memelerinde cüceler emziren memleketimiz için döküldüler.

ahmet büke / 1 mart 2006 / (önceekmek)

Hiç yorum yok: