24 Aralık 2007 Pazartesi

üşümüş kediler zamanı

Yine kendinden önce kokusu geldi. Sıcak sacın üzerinde kıvranan mandalina kabuğu gibi arsız, kahve sinmiş bakkal amca elleri gibi hesapsız duruverdi karşımda.

Otuz kusur senedir yapıyor bunu bana ya, yine de eskimedi heyecanım.

Tıp, tıp iki damla alnıma. Gözlük başa bela işte, tozlu ayakkabılarıma baktım ben de.

Limon ağacının benzi uçtu. Karıncalar tahta bavullarıyla Basmane'ye yollandılar. İpe dizilmiş biberleri içeriye kaldırdı teyzeler. Sıkılmış salça tepsileri ha keza, kalbimiz kadar temiz yaşmaklarla örtüldü de yağmur değmez pervazlara çekildi.

Kısa şortlu haylaz düşlerimi Sümerbank çizgili pijamalarla yatırır oldu annem. Güneş de arka taraftaki ayakçı meyhaneye daha erken kaçmaya başladı.

Çook alametler belirdi yani. Eli kulağında işte.

O bunu hep yapar zaten.

Kendimi bildim bileli aniden girer hayatıma. Işığın sürmesini elleriyle çekip uzun uzun yağar; "Geliyorum cancağızım."

Artık rakıyı buzla içemez olurum. Aklıma dedemin el örgüsü atkısı düşer. Yadigar abinin yazlık sinemadaki son gülümsemesi gibidir bu hatırlama hissi. Bundandır bir tarafım gülerken diğer yarımın nar dalı gibi kızarması.

Sonra yakası kürklü kahverengi mantosu, kızıl saçları, saçlarında kestane yaprakları ve serin bedeniyle sokağın başından belirir. Kiremit rengi rujuyla hayatımın en çapkınıdır. Kalbim çarpar taka tuka.

Ah bu sonbahar, mevsimlerin Fahriye Ablası mıdır yoksa?

Zamanın ikindi vaktinde gelir de kırıtır serinliğiyle. Bazen de yazın en son öğleden sonrası gibi uzun uzun demlenir kapı önünde.

Neyse dedim ya ha vardı ha varacak. Yapraklara şimdiden düşen koyu gölgeden anlıyorum yakınlığını.

Ama bu sene Karataş'a, Zeki Müren Parkı'nın hemen üstüne taşınıyormuş. Arap kızından duydum bu lakırdıyı günahı boynuna. Cumbalı, dantelalı bir aşka teşne yani.

Gün aşırı yıkar saçlarını artık. Kordon güneşinin kırık dökükleri, bir de çarşıcı askerler nasiplensin diye. Hem çamaşırlarını asar hem de buzlu badem bacaklarını açar. Saçlarının düştüğü omuzlarından hiç bahsetmeyeyim zira yerin kulağı vardır. Sonra uğraş dur eşrefpaşa takımıyla.

Vallahi bilmem artık. Bu sene kararlıyım. Kapısının dibinden ayrılmayacağım. Ya o beni atar evine ya ben girerim bacadan ıslak bir kedi gibi.

Belki de bu en sonuncu bahardır da gözüm açık gider maazallah.

ahmet büke / 19.09.2003 (radikal 2)

Hiç yorum yok: