25 Aralık 2007 Salı

kışt kış!

kış geldi. di mi. geldi valla. sabah salonun perdelerini açtım. camlar buharla kaplıydı. sol işaret parmağımla "mahmureee" yazdım. yazdım valla. çünkü o sırada sabah enerjisiyle beni takip eden kız, pencereye zıplamış ne yapıyorum diye meraklı çipil gözleriyle bana bakıyordu.

kış. geldi valla. gri süveterimi giydim sokağa çıkarken. annem örmüştü galiba onu. kömür sobasının yanına oturup, kızgın sacın üzerinde cızırdayan çaydanlığı dinleye dinleye örmüştür. süveteri. gri. bulutlar gibi aynı.

ıslak köpeklerin tin tin gezdiği sokağın başında bir dağ görünüyor. uzak epey. ama o da gri. süveterim gibi. başında bulutlar birikmiş. parmak uçları beyaz. bulutlar üşümüş.

kış geldi. di mi. bulutlar üşümüş ondan anladım. mahmure de üşür mü. üşümez. tüyleri uzadı çünkü. ben gri süveterimi giydim. annemin ördüğü. o da sarı tüylerini uzattı. allah baba ona tüy verdi.

okullu kız çocukları birbirlerine sokulmuşlar yürüyorlardı. ıslak sokakta. siyah önlükleriyle kenar kızları. lastik botlarını giymişler. mavi, yeşil, sarı. lastik botlar beter üşütür ayakları. su geçirmez belki. ama soğuk işler. kız çocukları. onların üşümüş küçük ayak parmakları. kış geldi. tin tin zayıf köpek koştu arkalarından. korktular ya. ele ele verip koştular.

şimdi çalışmak zorunda olmasam. üşüye üşüye gezsem sokaklarda. tin tin itler ve ben. kış da geldi zaten.

pamuk helva gibi eriyor. zamanım.

"koca papuçlu allaam bu kış çok soğuk olmasın". bu sabah böyle dua ettim.

sonra sokaktaki su şapşaplarından birine basınca fark ettim. ayakkabımın burnu hafif açılmış. ölü moby dick gibi duruyor. hafif pörsümüş. kahverengi ama olsun. ona benziyor. tıpatıp.

annem üstünden geçmiş sanki. iki sıra dikiş izi. singer dikiş makinesinin marifetiyle. metal pedalını çevirip tıkır tıkır ayakkabımı kalın sicimle çevirmiş. bir tur. hoop bir daha.

mahallenin tek imalat sanayii. annemin singer'i. konu komşu söküğü, evden kaçan kızların gizli gelinliğinin yanında ayakkabım da kaynamıştır.

ayakkabım. burnundan su alıyor. su işte. kirli sokak suyu. az önce kızlar koşarken üstünden atladılar. ben bastım. moby dick yuttu suyu. ölü balina. yakından bakınca karaya vurmuş gibi duruyor.

yakından dedim ya. kaldırıma çöküp baktım. iyice eğildim ona doğru. yanımdan sütçü geçti o anda. at arabasıyla. atın ağzında biraz kuru yonca. ikisi de bana baktılar. at ve sütçü. at güldü galiba bana. "s..tir" dedim içimden. "sütçü beygiri sen de."

sabah ilerledi sonra. ben kaybolan beygiri düşünürken geçmiş. otobüs. geç kaldım yine.

"ayakkabıma bir daha bakmayacağım" diye düşünüyordum ki yağmur başladı. sessiz ıslık gibi.

zaman demiştim ya. geçiyor işte. pamuk helva gibi. tadı dilimde. kırmızı. zamanın tadı kırmızı. gördüm onu ben. bu sabah hem de...

ahmet büke / 21.12.2002 (radikal 2)

Hiç yorum yok: