25 Aralık 2007 Salı

helva ekmek bir de rüzgâr

İçimiz duman dolu. Çok sigara içer olduk.
Rüzgâr kapanı yaptı Sedat. Karnımızı ondan doyuruyoruz. Evde kalmış ablalar alıyor en çok. Pencereden sarkıp bağırıyorlar. Sonra sepet salıyorlar aşağıya. İçinde on lira.

"Yolla elli gram esinti!"

Sedat akıllı çocuk. İmbat çıkmışsa ağdan akşamüzerini bekliyor. O saatte daha kıymetli oluyor.

Birincileri arka arkaya yakıyoruz. Karpuzcu abla veresiye defterini yeniden açtı bize. Yangınımıza su döküyoruz. Sonra ver elini Karantina.

Bu sene mezarlığı yol ettim ben. Babam, amcam, nenem, komşumuz Mualla Teyze, geceden düşmüş kalmış berduşun biri. Hasır aldım kaç defa. Mertek tahtası, kilim, metre metre kefen açtılar önümde. Su döken çocuklara para verdim. Sedat, “Hatim de indiririz abi,” diyenleri kovaladı durdu.

“Ağla lan ibne. Giden mutlu hâlbuki.”

Hocanın elini öpüp kaç defa koşarak çıktık. Çok da güldük sonra.

Sedat ekmeğimizi kazandı. Doyurdu beni.

Ben ağladım durdum diye çok çalıştı. Kıyamadı bana. Helva ekmek de aldı sabahları.

ahmet büke / 25 aralık 2007

Hiç yorum yok: