10 Aralık 2007 Pazartesi

gül ablaya bakıp bakıp gülmeme kızdı

Benim çocukluğumda hıdırellez bütün mahalleye birlikte gelirdi. O zamanlar şimdiki gibi herkes kibrit kutusu evinde yandaki komsuşundan habersiz yaşamadığı için böyleydi belki de. Nasıl düğünlerde hep beraber göbek atıyor, cenazelerde birbirimizin gözyaşlarını siliyorsak, hıdırelleze de hep beraber hazırlanılır, cümbür cemaat gidilirdi. Suya giderdik. yani Gördes Çayı'na. Sazlar, su kuşları, havada hacı leylekler, papatya lekeleriyle genişleyen çayırlar, Bektaşi duruşlu zeytinler, öte de serin kavaklar olurdu. Annem her yıl çakil taşlarından ev yapardı "denize nazır" elbette. Önünde yine çakıldan araba olurdu. Ben bütün kalabalıktan uzaklaşır, kum çalılarının dallarından minyatür bir orman yapar, ortasına evimi kondururdum. Çünkü Gül Abla, Karlı Kayın Ormanı şarkısını çok güzel söylerdi. Hem ben büyüyene kadar da beni bekleyecekti. O zamanlar onun zamanı benim için hızlandırıp kendisi için durduracagına inanardım. Herkes yemekten sonra ellerini açıp dua ederken ben bunu dilerdim. Allah baba dualarımı kabul etmedi tabii. Ya benim amin derken Gül Ablaya bakip bakıp gülmeme kızdı ya da o da çaresizdi zamanın karsisinda...

ahmet büke

fotoğraf: birol üzmez

1 yorum:

Adsız dedi ki...

O çocuk kalbiyle dua etmiş....
Umut etmiş...Oyalanmış besbelli dualarla büyüyene dek.
Birini tanıyorum ben,ölü kadar umutsuz,ölüm kadar sessiz o dua etmedi.Sustu sadece sustu çünkü dua edemiyecek kadar büyümüştü artık.Sonra bu yazyı okuyunca çocuk halini gördü sanki.Gülümsedi....''Keşke çocuk olsaydım ''dedi.