16 Aralık 2007 Pazar

Fatsa Fikri’nin Zikri

Siyasi yaşamımızda “ölmez” bir yeri olan Süleyman Demirel’in elbette Fatsa ile ilgili de demeçleri oldu.

Bunların en kayda değeri ve sonuca yönelik olanı şuydu;

“Fatsa’da meydana gelen olay, Fatsa Cumhuriyeti olayıdır. Orada devlet yoktur. Seyirci kalmıştır. Henüz Fatsa’nın başındayız. Kökünde Kızıldere vardır. Bu mesele yarım bırakılamaz. Bırakılırsa yüz Fatsa çıkar.”

Yönetenler açısından Karadeniz’in küçük bir kasabasında olanlar böyle algılanıyordu ve bu algı 12 Eylül’ün provası olan Nokta Operasyonuyla somutlaşarak Fatsa’ya yöneldi.

Peki, gerçekten neydi Fatsa’da olanlar?

Fatsa’da neler yaşanmıştı?

Fatsa, gerçekten yönetenleri korkutacak bir yaşam biçimi mi sunuyordu?

Mahmut Memduh Uyan, kaleme aldığı, Toplumsal Dalga’nın Kırılışı, Fatsa (1978-1980) isimli kitapla, o döneme tanıklık edenlerin ifadeleri ve belgelerle bu sorulara yanıt aramaya çalışmış.

Aslında yarım kalmış bir belgeselin notları olan kitap, yakın tarihimizle ilgili bir çeşit sözlü tarih çalışması olarak da kabul edilebilir.

Türkiye solunun ilgi çeken pratiklerinden birisi olan Fatsa deneyimini anlatan Uyan’ın bu çalışması, aynı zamanda toplumsal belleğin yitimine yönelik bir karşı duruş niteliğinde.


— kökü derinde bir hareket

Fatsa’daki toplumcu hareket, ülkeyi sarsan 60’lı yılların rüzgârıyla beraber başlamıştı.

Siyasi tarihçiler ilk kıpırdanmaları 1964 yılına bağlar. O yıl Fatsa Kültür Derneği kurulur. Dernek sadece güzel sanatlarla ilgili değildir elbette. Fındık sömürüsüne karşı başlatılan mücadelede ve dağıtılan anti-emperyalist bildirilerde rol oynar.

TİP 1965 yılında sahne alır.

Fatsa, 60’lı yılların önemli protesto ve hak alma yöntemi olan köy hareketlerine de tanıklık etti. Beyceli 1966 yılında Türkiye’de ilk kez yürüyüş yapan köy olarak kayda geçer.

Beyceliler, yıllardır yapılmayan yolları için 82 kilometre yürüyerek Ordu Vali Konağı’na ulaşırlar.

Ertesi yıl Fatsa’da Yoksulluk Yürüyüşü yapıldı.

İlhan Selçuk, 15 Ocak 1967 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde Fatsalı 23 köy temsilcisi muhtarın faizciliğe karşı bildirisini yayımlıyordu.

TÖS ve TÖB-Der’in ilk kurulduğu yerlerden birisi yine Fatsa’dır.

“12 Mart Fatsa’ya yaman geldi. Tutuklamalar. Kızıldere’de üç oğlunu yitirdi. Acılı analar, babalar, eşler kaldı.” Gülten Akın, 8.5.1980 Demokrat Gazetesi, S 49

Fatsalı Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan ve Nihat Yılmaz 30 Mart 1972 Kızıldere’de Mahir Çayan’la birlikte öldürülürler. Kızıldere’deki kayıplardan üçünün Fatsalı olması ilçeyi derinden etkiler.


— Mahallenin Abisi, Terzi Fikri


Atmışlı ve yitmişli yılların bütün bu çalkantılarının içinde Fatsa’da bir isim hep dikkat çekmiştir; Terzi Fikri ismiyle de anılan Fikri Sönmez.

Fikri Sönmez Fatsa’daki tüm toplumsal hareketliliğin içinde bir biçimde yer alır. İyi terzidir, çalışkandır. Sevilen bir esnaftır. Dostlarıyla içki sofralarını paylaşmayı sever, spora ilgi duyar. Esnaf Spor’un kurucusudur. Beşiktaş’ı tutar.

“Evlendiğimizde Fikri 27 yaşındaydı, ben 19’undaydım…Fatsa’da birinci sınıf terziydi o. Vergisini de öyle verirdi zaten.” Nurten Sönmez, Eşi, S.23

“Fikri Sönmez’i sevmeyen çok az bir kesim vardı. Bir de polisler sevmezdi. Halk Fikri Sönmez’i belediye başkanı olmadan da çok seviyordu. Fikri Sönmez bütün toplumla, düğünde, meyhanede yani halkın bulunabileceği her yerde vardı.” Nurettin Demirbaş, Fatsalı, S.43

12 Mart Fatsa’ya uğrar. Fikri Sönmez 22 ay tutuklu kalır ve beraat ederek çıkar. Ama bu süre boyunca ilçedeki hareketliliğin merkezi olan dükkânı kalfalar ve çıraklar tarafından açık tutulur. Rafları kumaş kokan duvarlar işlevini hiç yitirmez.

Verilen kısa aranın ardından ilçedeki hak mücadelesi devam eder. Fındık mitingleri, karaborsaya, karaborsacılara ve tefecilere yönelik çalışmalar hızlanır.

“Karaborsayla olan mücadele şöyle yapılmıştı. Önce tespit ediliyor. Biz stokçunun yerini basıyoruz, onu oradan alıyoruz, adama, sen otur diyoruz ve gerçek fiyatına satıyoruz. Yani orada adamın insanları sömürmesini engelliyoruz. Yoksa adamın elinden malı da alınmıyor. Yani çok meşru zeminde yürüyen bir şey.” Mehmet Gümüş, Fatsalı, S.31

Fatsa’daki bu farklı hareketlilik dikkatleri hemen çekmiştir. İlçede dönemin özelliğine uygun olarak resmi güçlerce desteklenen sivil hareketler uç vermeye başlar ve Fatsa’nın tarihinde adeta bir dönüm noktası olacak bir olay meydana gelir. Fikri Sönmez’in kalfası ve Halkevi Başkanı olan Kemal Kara hayli şüpheli biçimde bıçaklanarak öldürülür.

“Fikri Sönmez öldürülürse bunun tepkisi çok büyük olur ve bunu göğüsleyemeyiz diye düşünüyorlar herhalde. Hem Fikri Sönmez ve çevresine de gözdağı olur diye düşünüyorlar ama aksi oluyor tabii. Kemal Kara’nın ölümü Fatsa’da solun bir iki sene içersinde çok ivme kazanmasına, bu tür saldırılara karşı duyarlı bir örgütlü kesimin oluşmasına zemin oluşturuyor. Aslında onlar Fatsa’da Kemal Kara’yı öldürmekle tarihin hatasını yapmışlar. Çünkü Fatsa aslında geçmişi itibariyle çok gerici bir yerdir.” Naci Sönmez, Oğlu, S.32


— Fatsa’da yerel seçime doğru

Fatsa’da 1977 seçimlerini CHP önemli oy farkıyla kazanır. CHP’li belediye başkanı adayı Nazmiye Komitoğlu ilçedeki ilerici-demokrat kesim tarafından da desteklenmiştir. Ancak seçimden kısa süre sonra Komitoğlu tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanır ve Haziran 77’de ölür.

Fatsa yeniden seçim atmosferine girer.

CHP kendi içinde tek adayda uzlaşamamıştır. Fikri Sönmez’e bağımsız aday olarak seçime girerse destek verileceği iletilir.

Fikri Sönmez, “Ben partililere değil bütün Fatsa halkına hizmet etmek için adaylığımı koyuyorum,” açıklamasıyla seçim çalışmasına başlar.

“Benim belediye başkanlığını kazanmam yıllar boyu halkım için verdiğim kutsal mücadelenin Fatsa halkı tarafından onaylanmasıdır… Önümüzdeki seçim daha önce söylediğim gibi bir avuç çıkar çevrelerinin çıkartacağı kukla adaylarla halkımızın adayı arasında geçecektir.” Fikri Sönmez’in seçim konuşmasından, 13 Temmuz 1979, S.58

Fikri Sönmez seçim başvurularının bitmesine üç saat kala yeni bir engelle karşılaşır. İlçe Seçim Kurulundan bir görevli gelerek bağımsız aday olarak 57.600 lira yatırması gerektiğini hatırlatır. Sönmez’in terzilik yaparak biriktirdiği para bunu ödemeye yetmez. Son üç saatini borç bulmaya ayırır ve para sonunda denkleşir.

Bu arada ilçede seçimi yitireceğini düşünen CHP’liler hükümete baskı yaparak seçimi 79’un sonbaharına erteletirler.

Fikri Sönmez seçim tarihine kadar iki silahlı saldırı atlatır.

Seçim sürecinde ilçe birçok kışkırtma girişimine de sahne olur. Bunlardan en ilginci Yozgat MSP milletvekili Hüseyin Erdal’la ilgili iddiadır. Gecenin geç saatlerde Jandarma kuvvetleri Terzi Fikri’nin dükkânı yakınlarında dört kişiyi durdurur.

“Kimsiniz, necisiniz derken, jandarmalar arama yapmak istiyor, üstlerini aratmak istemiyorlar. Biz ileride milletvekili var, onun arkadaşlarıyız diyorlar. Emniyete getiriliyorlar. Hepsi silahlı çıkıyor, arabayı arıyorlar altı tane bomba çıkıyor. Hüseyin Erdal milletvekili olduğunu söylüyor ve elindeki çantayı aratmak istemiyor.” Fikri Sönmez, Mahkeme Savunmasından, S.65

Bütün engellemelere rağmen Fatsa’da seçimler yapılır ve sandıklar açılır.


AP adayı A.Rıza Özmaden 859 oy
CHP adayı Zeki Muslu 1113 oy
Devrimci Bağımsız Aday Fikri Sönmez 3096 oy

1977 seçimlerinde CHP adayının 2430 oy aldığı düşünülürse 1979 seçiminde bağımsız aday Fikri Sönmez’in AP ve MSP gibi partilerden de oy aldığı ortaya çıkıyor.


— Fatsa’da yeni dönem

Fatsa’da Fikri Sönmez’in seçilmesiyle başlayan yeni dönem 12 Temmuz 1980 Nokta Operasyonu’na kadar sekiz ay devam edecekti.

“Her istediği şekilde belediyeye bütün halk girip çıkıyordu. Siyasi görüşü değişik olsa da giriyordu. Benim ilk gözüme çarpan mesela stoklar vardı. Belediye Başkanı bunları çıkarıp halka esnaftan kendi alıp dağıtmıştır. Parasını ödeyip almıştır. Vallahi o zamanlar çok şeyler değişti Fatsa’da. Sokağa çık, korkusuzca geziyordun ve bunu bütün bayanlar aynı şekilde yaşamışlardır.” Nurten Demirbaş, Fatsalı, S.89

Fikri Sönmez, seçim çalışmalarında dile getirdiği mahalle komitelerinin hayata geçmesine ön ayak olur. Yedi mahallesi olan ilçede, beşer kişilik mahalle komiteleri kurulur. Bunlar halkın ihtiyaçlarını ve isteklerini belediyeye ileteceklerdir. Böylelikle halkın siyasal katılımına dayanan yeni bir demokrasi pratiği denenmiştir.

“Fatsa’da ‘halk kendi kendini yönetemez, ille tepesinde güçlü bir otoriteye gereksinimi vardır’ diye özetlenebilecek egemen sınıf savının somut olarak iflas ettiğini gördük…Fatsa’da halk komitelerinde devrimci öğelerin yanı sıra CHP’li, AP’li ve MSP’li Fatsalıların da aktif görev alması, Türkiye’de her türlü demokrasi şampiyonunun ders alması gerek bir durum.” As. Dr. Tuğrul Eryılmaz, 7.5.1980 Demokrat, S.100

Belediye Meclisi toplantıları da halka açık yapılmaya başlanıyor. Böylelikle halk kendi komitelerinde aldığı kararların ne kadar uygulanıp uygulanmadığını da izleyebiliyor.

“Kentleri mahalle düzeyinde örgütlemek, yönetilenleri bu yoldan yönetime ortak etme yollarını aramak bir bakıma temsil edilmeme sorununa bir çözüm getirmek oluyor. Diğer kapitalist ülkelerde, örneğin Fransa’da sol belediyelerde yerel demokrasiyi geliştirmek, belediye ile belde halkını bütünleştirmek amacıyla kullanılan temel araç mahalle komiteleri oluyor.” Dr. Can Hamamcı, SBF Şehircilik Asistanı, 5.9.1980 Demokrat, S.104

Mahalle komitelerinin ve belediyenin gerçekleştirdiği en somut çalışma Çamura Son Kampanyası ile ortaya çıkar.

Fatsalıyı yıllardır canından bezdiren çamurlu yollar alınan ortak bir karar ve imece çalışmasıyla düzeltilir. Çevre il ve ilçelerden gelenler, ilçenin gönüllüleri ve belediye çalışanları kampanyaya omuz verir. Kimisi emeğini kimisi yakıtı belediyece karşılanmak üzere aracını verir. Çalışmaya gelen misafirler Fatsalı kadınlarca doyurulur. Altı gün süren kampanya sonucunda kilometrelerce yol yapılır ve çakıllanır.

Fatsa’da yeni bir hayat tarzı örgütlenmeye çalışılırken bunun kültürel boyutu da düşünülmüş ve çok sayıda katılımcıyla günlerce süren Fatsa Halk Kültür Şenlikleri düzenlenmiştir.

8 Nisan 1980 günü şenlik, CHP Genel Başkanı Ecevit’ten İstanbul Barosu Başkanı Orhan Apaydın’a kadar uzanan tebrik telgraflarıyla başlar. Etkinliklerin bir bölümü köylere de götürülmüş ve yüz bine yakın izleyiciye ulaşılmıştır.

“Can Yücel, Murat Belge, Ali İhsan Mıhçı’nın kültür üzerine tek kelime ile entelektüel düzeyde yaptıkları bir tartışmayı başlarında beyaz tülbent ve köy giysileriyle 40-50 yaşın üstünde kadınların, sakallı hocaların hatta bazı çocuklu anne babaların dinleyebileceklerini düşünebilir misiniz?” Şükran Ketenci, Cumhuriyet, 17 Nisan 1980, S.125

“Halkın kendi kasabasının en ağır işlerini çoluk çocuk birlikte yaptığını öğrenince, bütün bu uğraşlara faşist olmamak koşuluyla her partiye ve görüşe sahip kimselerin katılabileceğini anlayınca, din adamlarının Fatsa’daki çabanın yararlarını halka anlattığını duyunca, bu eylemlerden korkacakların ve kıskanacakların sayısı elbette bir hayli yüksek olur.” Mahmut Tali Öngören, Demokrat, 7.5.1980, S.135

“Kadın kocasının karşısında el pençe divan durmuyor, ne de çocuk babasının karşısında iki büklüm. Devrim yolunda hepsi yan yanalar çünkü. Fatsa’da yeni bir yaşama örneği oluşuyor, yeni bir üretim biçimine doğru ve buna paralel yeni bir kültür, yeni bir ekin elbet.” Can Yücel, Demokrat, 6.5.1980, S.137

Bu yeni ve farklı Fatsa günleri boyunca mahalle komiteleri kentsel ve sosyal birçok soruna el atmış, halk kendi sorunlarına kendi çözümlerini getirmeye çalışmıştır.


— “Fatsa’ya Kanun Getirilecektir”

10 Temmuz 1980 günü Hürriyet Gazetesi’nin manşetinde Başbakan Süleyman Demirel’in bu demeci yanıyordu.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren Fatsa’dan geçerek Perşembe’ye gitmiş ve komutanlarla toplantı yapmıştı. Fatsa çevresine mekanize birlikler konuşlandırıldı. Ve Nokta Operasyonu için düğmeye basıldı.

11 Temmuz 1980, sabaha doğru, ilçe ev ev aranarak 300 kişi gözaltına alınır. Sokağa çıkma yasağı başlar. Güvenlik güçlerine ülkücü militanlardan oluşan maskeli siviller rehberlik eder ve onları yönlendirirler.

“Türkiye’de ilk kez 20 bin nüfuslu bir ilçe merkezine karşı toptan bir operasyon düzenlenmesi sözkonusudur. Fatsa operasyonu, Çorum olaylarının hemen ardından ve ivedilikle neden yürürlüğe konulmuştur? Fatsa’ya kent çapında ve çok büyük kolluk güçleriyle bir operasyon uygulanması için ne gibi bir devlet mantığı vardır?” Cumhuriyet Gazetesi, Olayların Ardındaki Gerçek, 12 Temmuz 1980, S.213

15 Temmuz 1980 günü Ecevit verdiği demeçte, “Fatsa’da maskeler indi, faşizmin çirkin yüzü çıktı,” der.

“Devletin maskeli muhbirler kullanması şimdiye kadar hiçbir demokratik hukuk devletinde görülmemiştir. Bu maskeli muhbirlerle iktidarın maskesi de inmiş, kara yüzü açığa çıkmıştır.” Bülent Ecevit, 15 Temmuz 1980 Cumhuriyet Gazetesi, S.236

“Başbakanı çileden çıkaran, herhalde 77 seçimlerinde AP milletvekili adayı olan kişinin şu sözleri olmuştur. ‘Bugün belediye bir şey yapacağı zaman halka danışalım diyor. Ama, biz zaten halk bizi seçmiş, tekrar halka danışmanın ne alemi var, diye düşünürdük. Şimdi mahallelerdeki halk komitelerine danışılmadan bir şey yapılmıyor.’

Türkiye’nin battığı çamurun hiçbirinin hakkından gelmeden bula bula bir garip Fatsa’nın hakkından gelmeye çalışmak, Demirel’e şeref kazandırmayacak herhalde.” Mümtaz Soysal, 15 Temmuz 1980, Milliyet Gazetesi, S.242

“Fatsa’da bir şeyler oluyor, halk örgütleniyor, mahallelerde yasal komiteler kuruluyor, belediyenin eli ayağı tutmaya başlıyordu. Yapılan işlerin tümünün kanunlarda dayanakları vardı. Halkla yönetimin bütünleşmesi öylesine güzel sonuçlar ve ürünler veriyordu ki, Fatsa bütün ülkeye örnek olabilirdi.” İlhan Selçuk, 11 Ağustos 1980, Cumhuriyet Gazetesi

İlçede güven sonunda tesis edilmişti. Olanlar 12 Eylül’ün ön provası gibiydi. Yüzlerce sanıklı Fatsa davası başladı.

Bütün bu olanların en yangın gerinde duran adam Fikri Sönmez’in kalbi uzun sorgu, eziyet ve cezaevi günlerine dayanamadı.

Mahallenin delikanlı abisi Terzi Fikri, 4 Mayıs 1985 günü hayata veda etti.

Geriye Can Yücel’in şu şiiri kaldı yadigâr.

“Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya
O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla
Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar
Kimseler çıkaramaz Fatsa’nın sırtından!
Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını”


Bugün siyasal İslam ve yükselen milliyetçilikler arasında çalkalanan Türkiye hâlâ gerçek demokrasiye ulaşamadı. Çünkü sahnede hâlâ özgürlükçü bir sol yok. Dünün Fatsa’sı bugünün sol pratiği için ipuçları verebilir mi, acaba?

Bu sorunun yanıtı ne olursa olsun, Fatsa deneyimi incelemeye ve okunmaya değer gibi duruyor.

****
Toplumsal Dalganın Kırılışı, Fatsa (1978-80), Mahmut Memduh Uyan, 2004, Arayış Yayınları, Ankara, 322 sayfa


ahmet büke / virgül dergisi, mayıs 2007

5 yorum:

Adsız dedi ki...

merhabalar ben ilk önce kendimi tanıtmak isterim.1986 yılında ordunun fatsa ilçesinde doğdum terzi fikri sönmez ben doğmadan bir yıl önce vefat etmiş şimdi terzi fikriyi okuyarak öğreniyorum ben.keşke tanısaydım diyorum ama olmuyor okuyarak öğreniyorum...Ey zamanın büyükleri sizlere sesleniyorum siz o küçücük demokrasiyi kendi içinde yükselten fatsaya demokrasiyi size öğretecek olan terzi fikriyi nasıl olurda bu derece suçlaya bildiniz bilmiyorum ama dönüpte tarihe baktığınızda içiniz rahat mı huzurlu uyuyor musunuz_?bence hayır içiniz rahat değil rahat uyuyamıyorsunuz.demokrasi diye tutturdunuz ama nerede sizin demokrasiniz.terzi fikriye vatan haini dediniz vatan haini ülkeyi korumak mı ülkeyi satmamak mı?evet terzi fikri ülkesini satmadı korudu halkını koruudu bu ise vatan hainliği fatsayı yakın fatsayı öldürün bizler ülkemizi hiçbir zaman satmayız bize bunu öğrettiler..şimdi ülkeyi satanlar vatan hanini değiller mi bizler ülkemizi satmayız..terzi fikri de satmadı sizler sattınız bu ülkeyi sizler...

Adsız dedi ki...

Bence Fatsa ve İstanbul 1 mayıs mahalleri deneyimleri türkiyede sosyalıst düzenin işlerliğinin bir kanıtı olarak önemli derler çıkarılacak deneyimlerdir Nasılki Paris komünü çok kısa sürsede tüm dünya için ne kadar önemliyese Fatsada deneyimide aynı şekilde önem arzetmektedir.

Adsız dedi ki...

Merhaba Ben Fatsa da yaşayan bir gencim. Fikri Sönmez'in yaptığını kimse yapamaz. Şimdiki yöneticilerimiz kendilerinden başka bişey düşünmezken Fatsalı dedelerimiz amcalarımız hakkı haklıyı savunmuşlar ve doğru olanı yapmışlardır. O zamanlar Fatsa da devlete ihtiyaç yoktu çünkü hak eden hakkını alıyor yardım ediyor herşey oluyordu. Ama artık o Fatsa dan eser kalmadı . Keşke Fatsalar çoğalsaydı dünya Fatsalarla dolsaydı haklı hakkını, işçi emeğini alabilseydi. Fatsa karanlık günlerde yanan bir ışık olarak hep içimizde kalacak ama ne yazıkki artık Fatsalar geri dönmeyecek

Adsız dedi ki...

Merhaba Ben FATSA da hem yaşayan hem okuyan bir genç kızım... O zamanlar geri dönmeyebilir ama daha da kötüye gidiyoruz başımıza gelenler dolaysıyla.... Seçtiklerimizle seçicisizliğimizi görüyoruz ve kendi açımdan çok üzülüyorum.... FATSA (LI) olmak çok GURUR verici çünkü bir ortamda ben FATSA (LI)YIM diyorum...

Adsız dedi ki...

merhabalar ben taner 12 eylül olaylarını yaşamamış da olsam yakınen anlatılanlardan biliyorum... dedelerim anneannelerim teyzelerim annemler iç kesimlerde askerlerin baskın yapacakları yerlerde nöbet tutar önceden haber verir yetiştirirlermiş güçlü kudretli erkeklere onlarda yolları kesip askerleri fatsanın dışına sürerlermiş ...erkek deilkanlılarada yürüyüşlerde yemek yaparlarmış ..amcalarım ve babam o devrim niteliğindeki süreçte birçok görevde eylemde yürüyüşlerde ses getirici olaylarda bulunmuşlar...
fatsanın iki ucunu kesip gelip gidenden pasaport sorarmış babamlar... fatsa cumhuriyeti pasaportunuz varmı diye olmayanı sokmazmıslar fatsaya...
bende askerim daha dorusu askerdim daha dün teskere mi aldım geldim... Askeriyede gittiğimde daha 1 hafta geçmişti bir binbaşıya iştimada tekmil veriyorduk... taner özcan ordu dedim... döndü biraz duraksadı sonra fatsa cumhuriyetindenmisin dedi evet dedim... 12 eylül darbesinde asteğmendim ...pasaportum yok die sokmamıslardı beni fatsaya dedi.. muhtemelen babam ve arkadarlarıdır dedim... bi şamar attı bana ve gitti ... bi 10 dk sonra gelip utanarak özür diledi